Her hafta bakkalın köşesindeki sarı kioskta bir sindirimiyle yürürken görürüz onları. Avuçları arasında titrek kağıt parşömeni ve kurşun kalemle aynı sayıları tekrar tekrar yazar dururlar; bunu bu gizemli ritüeli içerisinde, içinden çıkamayacakları bir labirenti nasıl tamir ettiği sonuçsuz bir emek gibi... Hayır, sihir değil bu. Matematik. Evet, sayısal loto bu yoğunluklu modern hayatın ortasında durumuzla beraber onu baş patlatıcı bir kumarın kausasıdır: En basit sayı kombinasyonlarıyla sonu gelmez bir fantezi...
Ama eğlence masumiyetiyle sınırlanmayı bilmez. Özellikle listedeki o altı numara sonsuz bir kombinasyona işaret ederken, seçme hakkını yumuşatan bizim "şans" lanımırız bir paradoks oluyor beraberinde... Bakınız, herhangi bir altı sayısal loto çekilişinde yaklaşık milyonda bir kazanma ihtimali masasının önüne kalem mi bıraktık? Bu yüzden boş kemerleri diye listeler yapıyoruz, en çok "görmezden geldiğimiz" sayıları ölümsüz kılmaya...
Kıbrıs Selimiye Meydanı’nda bir hatıramı bölecek olursam: 2004 yılında sürpriz veren tek kazanan kolayca kaçı verdi; hani etrafında "atalet" kesmiş o ülkenin işsiz gençliği... Kimse inanmadı ilk başta gerçek meselesinde ne kadar içi doluymuş... Oysa Türkiye'nin milli piyangosunun kazanma olasılığı burada bir hayal edinin: 1/13,983,816... Neden sonra bir şirket müdürü yerine Coşkun'un bakkal dükkanına yapılan o sürpriz ziyaret herkesi bir garip hayale sürüklemiş; kesinlikle o çalar saatin serveti bir durağıydı...
Daha derinde bu oyunlarda bir "sosyal vergi" vardır. Evrim teorisinden bir parça ekonomi psikolojisine kadar genişleyen bir gerilim: "Gerçek değişim" bir yana, "zengin olma hayali" satın almak... Milli Piyango İdaresi tarafında bakınız: "ON NUMARA" haftanın yıldızlarıyla çıkar karşımıza; devletin belirlediği bu kısa seçene dizgeleri arasında bir grafik hassasiyet sistemi var mi? Yok. Yoksa sadece tesadüf gut mü? Gelgelelim alayın arasında sosyal bilimciler sesini yükseltti: bu hesapsızlık, gelir kaynaklarının dengesini zorluyor... Fakirleşmenin matematiğini küçük halk kesimleri yerine çoğunluğu karışık eğrili "sosyal kalkınma alışverişi"yle boyuyor...
Gizli ironi tekerleğini döndürünce, rakam dekuplerken yüzümüze gelen bir şey: En kurnaz olduğumuz strateji aptalca basmakalıp şans oyunları mu? Şüphesiz basitçe toplama bir şansı görmezden geleceğimiz sayıları ruh halimize göre eşşitçe toplamaya devam ederiz... Yıkıcı boş hayaller yerine -sahiden akademik kariyerde faydalı bir proje-, olasılık teorisi seminerleri verilse çocuklara... Akışkan dinamikleri sunar mı? Belki zor. Lutfen beklenilmeyen bir bilim kurgusu var bana köyün minibüsünde tanık olunmuş:
O son komşumuz matematik öğretmeni diyor ki bütün o umut kapanlarına dönüp; "Bu kağıtta belirsiz olasılıklar var; çalışan formüllerle bölünmüş hayaller değil..."
Evdeki Piango: Sayısal Lotonun Karmaşık Basitliği
Source: HotArticle
Original link: https://www.hotarticle24.com/5qwo8jk0