Her yaz, üniversite yerleştirme sonuçlarının açıklandığı o an bir şekilde aynıdır. Ekranda isminizin karşısında bir bölüm adı görenler için kısa bir rahatlama, görmeyenler içinse içinden çıkılması zor bir belirsizlik başlar. Ama sonuç ekranı, hikâyenin sonu değildir. Yerleştirme sürecinin doğasında ikinci bir perde vardır ve bu perde çoğu zaman adının duyulduğu kadar karamsar değildir: ek tercihler.
Ek Tercih Aslında Nedir?
Ek tercihler, üniversitelerin kontenjanlarını tam olarak dolduramadığı durumlarda devreye giren ek bir yerleştirme dönemidir. YKS sonuçlarına göre yapılan merkezî yerleştirmenin ardından bazı bölümlerde boş kalan kontenjanlar, ÖSYM tarafından yeniden adayların tercihine sunulur. Bu, ikinci bir sınav ya da yeni bir puan hesaplama süreci değildir. Adaylar, ellerindeki mevcut puanlarla bu boş kalan bölümlere tercih yapma hakkı kazanır.
Bu sürecin özellikle gözden kaçan yanı, yalnızca hiçbir yere yerleşemeyen adaylara açık olmasıdır. Bir bölüme yerleşmiş olan adaylar, ek tercih yapamaz. Yani ek tercih, bir bölümü kazanıp daha iyisini aramak için kullanılabilecek bir araç değildir. O yüzden bu sürece giren adayların profili genellikle şöyledir: Yerleşememiş, sonucu beklemiş, sonbaharın yaklaşmasıyla birlikte kararını netleştirmek isteyen öğrenciler.
Peki 2026 Takvimi Ne Söylüyor?
Ek tercihlerle ilgili en sık sorulan soru, doğal olarak tarih. Ancak burada sakin olmayı gerektiren bir gerçek var: ÖSYM, 2026 yılına ait ek tercih takvimini henüz resmî olarak yayımlamış değil. Bu tür takvimler genellikle yerleştirme sonuçlarının açıklanmasının hemen ardından duyurulur.
Yine de geçmiş yılların ritmine bakarak güçlü bir öngörüde bulunmak mümkün. Son birkaç yıldır ek tercih süreci şöyle işliyor: YKS yerleştirme sonuçları temmuz sonu veya ağustos başında açıklanıyor, boş kontenjanların duyurulmasının ardından ek tercih penceresi birkaç gün içinde başlıyor ve yaklaşık üç ila beş gün arasında sürüyor. Yani adayların elindeki süre oldukça kısa. 2025 yılında bu sürecin ağustos ayının ikinci yarısına denk geldiği düşünülürse, 2026 için de benzer bir zamanlama beklemek yanlış olmaz. Ancak tek doğru kaynak, ÖSYM'nin yapacağı resmî duyurudur.
Kısa Sürenin Psikolojik Yükü
Ek tercih döneminin en zorlayıcı yanı, sürenin darlığıdır. Merkezî yerleştirmede adaylar günlerce, hatta haftalarca tercih listesi üzerinde düşünebilirken, ek tercihte bu lüks yoktur. Birkaç gün içinde karar verilmesi gerekir. Bu durum, zaten yerleşememiş olmanın getirdiği duygusal yükle birleştiğinde, panikle yapılmış tercihlere davetiye çıkarabilir.
Oysa ek tercihte acele etmek, yerleşememekten daha riskli olabilir. Çünkü bu süreçte yapılan tercihler de bağlayıcıdır. Bir bölüme yerleşen aday, sonrasında vazgeçse bile o yıl için tekrar merkezî bir yerleştirmeye giremez. Bu yüzden ek tercih listesine yazılan her bölümün, "gerçekten gidilebilecek" bir yer olması gerekir.
Tercih Listesi Yaparken Kendinize Sormanız Gerekenler
Ek tercihte doğru karar vermek için birkaç soru, uzun uzun düşünmekten daha değerlidir. Bunlardan ilki, bölümün sizin için bir araç mı yoksa amaç mı olduğu sorusudur. Boş kontenjanlara bakarken yalnızca "bir yere yerleşmiş olmak" için tercih yapmak, genellikle kayıt döneminde pişmanlığa dönüşür. İkinci soru, bölümün bulunduğu şehre gerçekten gitmek isteyip istemediğinizdir. Ek tercihte yer alan bölümlerin önemli bir kısmı, adayların ilk aşamada talep etmediği şehirlerde olabilir. Bu şehirlerde dört ya da beş yıl geçireceğinizi unutmamak gerekir. Üçüncü olarak da bölümün size kazandıracağı somut becerilere odaklanmak gerekir. Bir bölümün adı değil, içeriği ve mezuniyet sonrası pratikte ne yapabileceğiniz önemlidir.
Süreci Beklerken Yapılabilecekler
Tarihlerin açıklanmasını beklerken yapılabilecek en verimli şey, listeler yayımlanmadan önce kendi kriterlerinizi netleştirmektir. Hangi şehirler sizin için kabul edilebilir, hangi bölüm türlerine ilginiz var, hangi bölümlerden uzak durmalısınız? Bu soruların cevabını önceden vermek, kısa tercih penceresi açıldığında panikle karar verme riskini azaltır.
Ayrıca, geçmiş yıllardaki boş kontenjan listelerine göz atmak da faydalı olabilir. Elbette her yıl boş kalan bölümler değişir ama hangi tür bölümlerin sıklıkla boş kaldığını görmek, sürecin nasıl işlediğine dair bir his verir. Bununla birlikte, bu listelere bağımlı kalmamak gerekir. Asıl olan, ÖSYM'nin yayımlayacağı güncel boş kontenjanlardır.
Bir Bekleyişin Sonu
Ek tercihler, sınav maratonunun en sessiz ama en belirleyici aşamalarından biridir. Kimse bu aşamaya gelmek istemez ama gelenler için de bu süreç, doğru yönetildiğinde sağlam bir çıkış kapısı olabilir. Önemli olan, duyurulacak tarihleri doğru kaynaktan takip etmek, listelere akılla bakmak ve yerleşememiş olmanın aceleyle telafi edilemeyeceğini unutmamaktır.
2026 ek tercih takvimi açıklandığında, bu sürecin gerektirdiği özen değişmeyecek. Kısa bir pencere, net bir zihin ve gerçekçi bir liste; ek tercihi bir hayal kırıklığının devamı olmaktan çıkarıp yeni bir başlangıcın ilk adımı yapabilir.