Türkiye'de "açıköğretim" kelimesi hâlâ çoğu kişide aynı görüntüyü canlandırıyor: sabahın erken saatinde televizyonun karşısına oturmuş bir öğrenci, ekranda ders anlatan bir öğretim üyesi, postayla gelen kalın kitaplar ve dönem sonunda kalabalık bir salonda girilen sınav. Bu tablo tamamen yanlış değil — sadece artık eski. İstanbul Üniversitesi'nin açık ve uzaktan eğitim fakültesi AUZEF, o tablonun yerine başka bir şey koydu: telefondan ders çalışılan, sınavına yine ekran karşısında girilen, ama çalışma düzenini neredeyse tamamen öğrencinin kendi eline bırakan bir sistem.
AUZEF'i anlatmanın en kolay yolu "nedir, hangi bölümler var, nasıl kayıt olunur" diye sıralamak olurdu. Ama bu soruların cevabı zaten birkaç dakikalık bir araştırmayla bulunuyor. Asıl merak edilen başka bir şey: Bu sistemde okumak gerçekte nasıl bir deneyim? Kimin işine yarıyor, kimin için tuzak hâline geliyor?
Aynı çatı altında, farklı bir öğrencilik
AUZEF, İstanbul Üniversitesi bünyesindeki bir fakülte. Yani buradan mezun olan biri, üniversitenin örgün fakültelerinden mezun olanla aynı kurumun diplomasını alıyor. Fakülte, önlisans ve lisans düzeyinde programlar yürütüyor; adaletten çocuk gelişimine, iş sağlığı ve güvenliğinden sosyal hizmetlere, sosyolojiden tarihe uzanan geniş bir yelpaze var. Bu programlara giriş, diğer üniversitelerde olduğu gibi merkezî sınav sonuçlarıyla yapılıyor.
İşin bir de "ikinci üniversite" tarafı var. Hâlihazırda bir yükseköğretim programına kayıtlı olan ya da mezun olan kişiler, belirli açıköğretim programlarına sınavsız kayıt yapabiliyor. Bu imkân, ilk mezuniyetinden memnun olmayan ya da ikinci bir alanda bilgi edinmek isteyen yetişkinler için AUZEF'i cazip hâle getiriyor. Ancak hangi programların bu kapsamda olduğu ve koşulların ayrıntısı her yıl yeniden belirleniyor; bu yüzden "geçen sene böyleydi" diye hareket etmek yerine o dönemin resmî kılavuzuna bakmak gerekiyor.
Ders materyali kitaptan ekrana taşındı
Eski açıköğretim deneyiminin en belirgin özelliği, öğrencinin kendi başına kaldığı bir yalnızlıktı. AUZEF'te bu yalnızlık tamamen ortadan kalkmış değil — sonuçta uzaktan eğitimin doğasında var — ama öğrencinin elindeki araçlar ciddi biçimde değişti.
Ders içerikleri dijital ortamda sunuluyor: PDF notlar, e-kitaplar, konu anlatım videoları, geçmiş dönem soruları. Öğrenci kendi öğrenme platformuna girip istediği dersi istediği saatte açabiliyor. Bu, çalışan biri için büyük bir esneklik demek. Vardiyalı çalışan, sabah erken başlayan, çocuk büyüten biri için "dersi kaçırma" diye bir kavram neredeyse ortadan kalkıyor.
Ama esnekliğin bir bedeli var: Kimse peşinizden gelmiyor. Örgün eğitimde sizi derse sokan şey bazen sadece yoklama olur; burada o baskı tamamen kalkıyor. Materyal elinizin altında durur, siz açmadıkça hiçbir şey olmaz.
Sınavlar: En çok yanlış bilinen kısım
AUZEF hakkında en fazla kulaktan dolma bilgi dolaşan konu sınavlar. Gerçek şu: Uygulama dönem dönem değişiyor. Fakülte, sınavların önemli bir bölümünü çevrimiçi ortamda yapıyor; öğrenci kendi bilgisayarından, kimlik doğrulaması ve gözetim eşliğinde sınava giriyor. Bunun yanında belirli dönemlerde yüz yüze sınav uygulamaları da gündeme gelebiliyor, bazı dersler için farklı kurallar işleyebiliyor.
Bu yüzden "AUZEF sınavları şöyle oluyor" diye kesin bir cümle kurmak yanıltıcı. Doğru olan, her dönem başında fakültenin kendi duyurularını takip etmek. Sınav tarihleri, teknik gereklilikler, hangi dersin nasıl değerlendirileceği gibi ayrıntılar orada açıkça yazılı oluyor. Sosyal medyada dolaşan "kesin bilgi" paylaşımlarına güvenmek, en sık yapılan hatalardan biri.
Bir de geçme notu meselesi var. Değerlendirme, ara sınav ve dönem sonu sınavının birlikte hesaplanmasıyla yapılıyor; geçme eşiği dersin yapısına ve ilgili yönetmeliğe göre değişebiliyor. "Şu notun üstü geçer" gibi genel bir kural aramak yerine, kayıtlı olduğunuz dönemin yönergesine bakmak en sağlıklısı.
Kolay görünen, aslında zor olan taraf
Uzaktan eğitimin en büyük yanılgısı, "kolay" olduğu varsayımı. Kayıt olmak kolay. Derse erişmek kolay. Ama bitirmek? Orası bambaşka bir hikâye.
Örgün eğitimde öğrenciyi taşıyan görünmez bir iskelet vardır: ders programı, sınıf arkadaşları, hocanın gözü üzerinizde olması, kampüse gitme zorunluluğu. AUZEF'te bu iskelet yok. Yerine kendi kendinize kurduğunuz bir düzen koymanız gerekiyor. Haftada kaç saat çalışacağınızı, hangi dersi ne zaman bitireceğinizi, sınav öncesi ne kadar tekrar yapacağınızı siz planlıyorsunuz.
Bu yüzden aynı programa kayıt olan iki kişiden biri dört yılda mezun olurken, diğeri üçüncü yılda kayıt yenilemeyi bırakabiliyor. Fark genellikle zekâda değil, sürdürülebilir bir çalışma alışkanlığı kurup kuramamakta ortaya çıkıyor.
Kimin için mantıklı, kimin için değil
AUZEF, hayatını belirli bir kampüs etrafında kuramayacak insanlar için tasarlanmış gibi çalışıyor. Tam zamanlı çalışan, şehir değiştiren, askerlik ya da aile sorumlulukları nedeniyle örgün eğitime zaman ayıramayan biri için bu sistem gerçek bir kapı açıyor. Bir meslekte yükselmek için diplomaya ihtiyaç duyan ama işini bırakamayan biri, burada aradığını bulabiliyor.
Öte yandan, üniversite hayatını sosyal bir deneyim olarak yaşamak isteyen biri için AUZEF yanlış adres. Kulüpler, kampüs etkinlikleri, hocayla koridorda yapılan sohbetler, laboratuvarda geçirilen saatler — bunların yerini hiçbir dijital platform doldurmuyor. Uygulama ağırlıklı alanlarda, staj ve yüz yüze pratik gerektiren programlarda uzaktan eğitimin sınırları daha net hissediliyor.
Bir de diploma algısı var. Açıköğretim mezuniyeti hukuken diğer mezuniyetlerle aynı statüye sahip; ancak işe alım süreçlerinde bazı işverenlerin bu ayrıma farklı baktığı da bir gerçek. Bunu görmezden gelmek yerine, hedeflediğiniz sektörde bu konunun ne kadar önemsendiğini önceden araştırmak, sonradan hayal kırıklığı yaşamamak adına daha sağlıklı.
Başlamadan önce kendinize sormanız gerekenler
AUZEF'e kayıt olmadan önce cevaplanması gereken soru şu: Bu programa gerçekten haftada düzenli saat ayırabilir miyim? Cevap "belki" ise, sistem sizi beklemeyecek.
Ücretler, kayıt koşulları, sınav uygulamaları ve program kontenjanları her yıl değişebiliyor. Bu yüzden internette karşılaştığınız eski tarihli bilgilerle karar vermek yerine, İstanbul Üniversitesi'nin ve ÖSYM'nin güncel duyurularını esas almak gerekiyor. Bu makaledeki bilgiler de genel bir çerçeve çizmek için; bağlayıcı olan her zaman resmî kaynak.
Uzaktan eğitimin gerçek kazancı, çoğu zaman diplomadan bağımsız olarak ortaya çıkıyor: Kendi öğrenmesini planlamayı öğrenen bir insan, mezun olduktan sonra da bu alışkanlığı taşıyor. AUZEF'in örgün eğitimden ayrıldığı yer tam da burası. Sistem size kolaylık sağlıyor, ama o kolaylığı avantaja çevirmek hâlâ sizin işiniz.