Bazı isimler sizi durdurur. Sadece harflerden ibaret görünmelerine rağmen, içlerinde bir yer, bir zaman, bir tonlama taşırlar. Selahattin Günday gibi. Dörtlü bir ritimle söylendiğinde, önce Arapça kökenli bir Selahattin duyarsınız — "dinin sıhhati" anlamına gelen, tarihten süzülmüş bir isim. Ardından Günday gelir: düz, topraksı, bir sabah gibi. Bu ikili, kendine özgü bir müzik yapar.
Bir isim, bir kişinin en kısa özeti aslında. Ama aynı zamanda en eksik olanı. "Selahattin Günday" dediğinizde, karşınıza kim çıkarsa çıksın, onun yaşadığı evler, çocukluğunda duyduğu sesler, en sevdiği yemek, sinirden nasıl konuştuğu — hiçbiri bu iki kelimede yok. İsim sadece kapıdır. Arkasında ne var, gitmek gerekir.
Türkiye’deki birçok isim gibi, bu da taşıdığı gibi bir tarih taşır. Selahattin, genellikle büyükannelerin torunlarına yapıştırdığı, ağırlıklı, ciddi bir isimdir. Günday ise daha sade, daha kırsal, daha kendine yerleşik. İkisi yan yana gelince, hem gelenek hem toprak hissi verir. Sanki sahibi, bir aile ağacının bilerek seçilmiş bir dalı.
Günümüzde isimlerin en garip yanı, aranabilir olmaları. Birini merak ettiğinizda hemen tuşlara basarsınız. Selahattin Günday yazarsınız, belki bir haber, bir kayıt, bir sosyal medya hesabı çıkar. Ama çıkan sonuçlar, o kişinin kendisi değildir. Bir isim, özellikle böyle belirgin bir isim, internette ya çok sessiz kalır ya da başka insanlara karışır. Aynı ismi taşıyan biri başka şehirde, başka bir hayatta yaşar. Arama motoru size "kim olduğunu" söylemez; sadece "nerede gezindiğini" gösterir.
Oysa isimlerin en değerli tarafı, kişiyi tanımlamaktan ziyade ona ait olma hissiyatıdır. Bir çocuğa adını söylerken annesinin ses tonu, bir büyükannenin "Selo" demesi, bir arkadaşın soyadıyla seslenişi — bunlar ismin gerçek anlamıdır. Selahattin Günday, tıpkı her başka isim gibi, sadece kağıt üzerinde değil, bu tür anlarda yaşar.
Belki de isimler hakkında yazmanın en zor yanı, gerçek sahibinin hakkını teslim etmektir. Birinin adını başlık yapmak, onu mercek altına almak demektir. Ama mercek, asla bütün resmi göstermez. İsimler bize "biri var" der. Gerisi, o kişinin kendisine aittir.
Sonunda, Selahattin Günday gibi bir isim hatırlatır ki: her kişinin adı bir hikâyedir, ama hikâyenin tamamı adında değil, adını söyleyenlerdedir.
Bir İsmin Arkasında
Source: HotArticle
Original link: https://www.hotarticle24.com/2f9oqqjr